SEX AND THE CITY

    kadınlar, ilişkiler, New York

Nerede izlenir: DVD, Vizyon

Nasıl izlenir: Yarıyıl tatili uygun zamanlamadır.

Candice Bushell’in aynı isimli kitabından uyarlama olan Sex and the City, 1998 yılında gösterime girmiştir. Altı sezon olan dizi yaklaşık olarak yirmi beş-otuz dakika aralığındadır. Ekonomik bağımsızlığını elde etmiş dört New York kadınının hayatını sunar bize Sex and the City. İlk olarak Los Angeles’ta kurgulanmasına rağmen yer New York olarak değiştirilmiş. Bunun sebebi ise elbette ki New York’un daha hareketli, daha eğlenceli olmasıdır.

Karakterleri tanımak gerekirse Carrie Bradshaw yani Sarah Jessica Parker, ilişkiler hakkında köşe yazısı yazan ünlü bir yazardır. Zekidir, güzeldir ve ayakkabı düşkünüdür. Aynı zamanda dizide anlatıcı kimliğindedir. İkinci karakterimiz Miranda Hobbes ise avukattır, hırslıdır, ketumdur ve maskülen bir kadındır. Diğer karakterimiz Kim Cantrall yani Samantha Jones, halk ve ilişkiler uzmanıdır. New York’un kaliteli, eğlenceli, lüks hayatında birçok partiyi, yemeği düzenler. Daha çok bir şirkete bağlı organizatörü çağrıştıran bir mesleği vardır. Dizi boyunca libidonun vücut bulmuş kadınıdır. “I am Samantha Jones” deyişi kulaklarımızdan çıkmaz desek yeridir. Son karakterimiz Charlotte Goldenblatt ise sanat galerisine sahiptir ve dizinin masum, sakin, anaç ve sonsuz aşkını arayışta olan karakteridir. Bunun dışında Chris Noth (Mr. Big), David Eigenberg, Willie Garson, Jason Lewis gibi başarılı isimler dizi boyunca arz-ı endam etmiştir.

Carrie Bradshaw’ın köşe yazıları dört arkadaşın hayatlarından çıkar. Bu dört kadın meslekleriyle, aşklarıyla, cinsellikleriyle, başarılarıyla karşımızdadır. Dizi daha sonra iki filmle hayranlarını mutlu etmiştir.

Dizi hakkında bilinmeyenleri söylemek gerekirse;

*Uzun yıllar boyunca filmlere, dizilere konu olmuş New York’un; tüm dünyanın eğlence ve alışveriş merkezi haline gelmesinin sebebi Sex and the City olmuştur.

*Altı sezon süren dizi, elli kez Emmy’e aday olmuş ve yedi defa farklı dallarda ödül almıştır.

*Mr. Big’in eşini canlandıran Natasha karakteri, dizi boyunca beyaz renkli elbiselerle ekran karşısına çıkmıştır. Yapılan açıklamaya göre bunun sebebi Natasha karakterinin “Vanilya”yı çağrıştırmasıymış.

*Miranda karakterini canlandıran Cynthia Nixon aslında sarışınmış fakat dizi için altı sezon boyunca saçlarını kızıla boyatmış.

*Dizinin beşinci sezonunun sekiz bölüm olmasının sebebi Sarah Jessica Parker’ın hamile olmasıymış. Altıncı sezonda Sarah Jessica Parker’ın oğlu, Carrie’nin eski sevgilisi Aidan’ın oğlu olarak kamera karşısına çıkmış.

*Dörtlünün her buluşmada tükettiği Cosmo içkisi her ne kadar Sex and the City ile bilinmiş olsa da aslında 1930’lu yıllarda kadınların tükettiği tek içkiymiş.

Peki, Sex and the City kadın dizisi midir? Dizi izlenirken cinsiyet ya da cinsel yönelim ayrımı yapılır mı? Elbette ki bu soruların cevabını “Hayır” diyerek noktalayacağız. Hatta ünlemleyeceğiz. Sanıyorum ki tabulardan oluşan toplumumuzdan, cinselliği kötüleyen ahlaktan kaynaklı olacak ki Türkiye’de Sex and the City pornografik olarak nitelendi ve ana karakterlerin kadın olmasından dolayı cinsiyet ayrımına yöneldi. Dört kadının ilişkilerindeki mahremiyeti ve belki de yaşanan gerçekleri bilmemiz yanlış mıdır sizce?

Carrie karakteri her hafta köşe yazısında okuyucularına ilişkilere dair farklı sorular sormuştur ve bu sorular hala ilişkilerin temel sorunlarını oluşturmaktadır. Çok ilginçtir ki Samantha Jones karakteri eril dilde farklı bir isimle sıfatlanmıştır. Bir kadının libidosunun yüksek oluşunu tüm çıplaklığıyla, ironisiyle, abartısıyla izlemek niye eril dile kurban gitmiştir? Bir kadını libidosuyla, şehvetiyle görmek, başarısı veya hırsıyla görmekten farksız değildir takdir edersiniz ki. Bir karakter yaratmak, var olmuş veya olmamış bir metni yeniden yorumlamaktır. Bir senaryo dahilinde oluşan karaktere hakaret niteliğinde vurgular getirmek böyle bir kadının var olmasının tamamen göz ardı edildiği bir durumdur. Şehvetiyle var olan karakterler vardır. Hatta dünyada şehvetiyle, libidosuyla var olan kadınlar da vardır.

2018 yılındaki ilk yazımda yıllardır süregelen cinsiyet eşitsizliğini söylemek üzücü olmaktan başka bir şey ifade etmiyor ne yazık ki. Hele ki bu sorun kaliteli yapımlara üsten bir sıfat takmak niteliğinde olduğunda… Bu soruların cevapları umarım ki ön yargılı seyircilerin katı düşüncelerini esnetir, bilinçlendirir veya bilinçlenmeye yönlendirir. Medya evrenseldir. Dilerim ki diziler, filmler niteliksiz sıfatların hedef tahtası olmaz. Tekrar nitelemek gerekirse; düzenli, açık, düzensiz ve eşcinsel ilişkiler, flört, kadın orgazmı, evlilik düşüncesi, sonsuz aşk, çocuk sahibi olmak gibi birçok konuya parmak basar dizimiz ve böylelikle yaşadığımız, yaşayacağımız veya yaşanmış hayatları resmeder.

Cinsiyet ayrımının yapılmadığı, karakterlere hakaretlerin sıralanmadığı güzel seyirler dilerim efenim!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir