SEARCHING FOR SUGAR MAN

Folk, Arayış, Özgürlük, Şöhret

nerede izlenir: DVD

neden izlenir: Bir müzisyenin nasıl bir ülkenin kaderini değiştirdiğini, müziğinin ilham vericiliğini anlamak için…

He rşey 1967 yılının sonlarına doğru, Sixto Rodriguez’in sigara dumanı ve bira kokularıyla dolu salaş bir Detroit barında keşfedilmesiyle başladı. Sussex Records’un sahipleri, elinde gitarıyla soğuk kış gününde bar köşesinde gitar çalıp folk müzik yapan bu gencin sesinden çok etkilenmişlerdi. Onun dönemin Folk müzik efsanelerinin arasında yerini alabilecek, ikon haline gelecek bir müzisyen olarak gördüler. 1970 yılında tamamını kendi yazdığı ve bestelediği şarkılardan oluşan “Cold Fact” ile müzik kariyerine başlayan Rodriguez, dönemin birçok müzik eleştirmeni tarafından Bob Dylan ile karşılaştırılmış, “Kadife sesli” olarak tanımlanmıştı. Tüm bu güzel yorumlara rağmen albüm piyasada beklenen etkiyi yaratmadı. Çok az bir satış grafiği yakalayan albüm tüm umutları suya düşürmüştü. Yeniden denemek için kolları sıvayan Rodriguez ve plak firması, 1971 yılının Kasım ayında “Coming for Reality” albümünü yayınladı. Kayıt, miksaj ve müziğin kalitesi anlamında her şeyin iyi olduğu düşünülüyordu. Ama albüm yine piyasada istenilen değeri alamadı ve neredeyse hiç denebilecek bir satış gerçekleştirdi. Yakalayamadığı müzikal başarı sonrasında Rodriguez müziği bırakarak ortadan kayboldu.

İşte hikayemiz burada başlıyor. 1970’lerin sonuna doğru, kimsenin tam olarak bilmediği bir şekilde Rodriguez’in albümü Güney Afrika’ya ulaşıyor. O zamanlar beyazların sömürgesinde olan ülke, siyahilerin alt sınıf olarak görüldüğü bir yer. Bir şekilde bir plak dükkanına gelen albüm bir anda Güney Afrikalı insanların ilgisiyle karşılaşıyor. Özellikle Rodriguez’in sözlerindeki eşitlik, özgürlük, kapitalizm karşıtı söylemler, birçok insan ve müzisyen için ilham kaynağı oluyor. Ülkenin özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanmasında rol oynayan bu müzik dahisi, Güney Afrikalılar için bir efsaneye dönüşüyor.

2012 yılında bu hikayeyi keşfeden İsveçli oyuncu Malik Bendjelloul, kendi ülkesinde müziğine değer verilmezken, Güney Afrika’da bir müzik ilahına dönüşen bu müzisyenin hikayesinin peşine düşüyor. Aynı yıl Akademi ödüllerinde “En İyi Belgesel” ödülünü de alan bu yapım, Rodriguez’in ilk zamanlarından başlayarak “Güney Afrika’nın Elvis Presley”sini, samimi ve içten bir dille sinemaya kazandırmayı başarıyor. Özellikle ülkenin sömürgeciliği yenişinde, özgürlük ve eşitlik kavgasının müzikal önderi olan (tüm bunların oluştuğunu bilmeden üstelik) bu ismin bu başarısını, müziğini ve ruhunu bize harika bir şekilde yansıtıyor.

Kurmaca bir film olsa belki “En İyi Senaryo Ödülü” alabilecek olan bu belgesel, hem şaşırtıcı hem de duygulandırıcı yapısıyla bizi müziğin ilham vericiliğine bir kez daha inandırıyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir