MASCULIN FEMININ

GODARD, GODARD, GODARD

 

Nasıl izlenir: Zihnin açık, düşünmeye hazır olduğunda.

Nerede izlenir: DVD

Ne zaman izlenir: Akşamüstü güzel bir kahve eşliğinde.

 

Hollywood sinemasına ağır eleştiriler getiren Fransız yeni dalga sinemasının öncülerinden Jean Luc Godard’ın sinematik üretimlerini dönemlere ayırmamız gerekirse Pierrot Le Fou sonrası daha çok brechtyen bakış açısı ile film çektiği döneme ait olan Masculin Feminin, imgesel dili ile mesaj içeriği yoğun bir anlatıma sahip. Sinema dilini zıtlıklar üzerine kurgulayan, bu diyalektikten beslenen sineması ile Godard; düzlemsel, basit anlatı tekniği ile değil de hem kamera, mekan, metin kullanımları ile hem de tavır almaya yönlendiren alt kültürü ile seyirciyi Pasif olmaktan çıkarır.

Masculin Feminin de 1966 yılında Godard’ın manifesto niteliği taşıyan bir filmi. Coca Cola çocukları ile Marx’ın çocuklarını karşı karşıya getiren yönetmen bu iki imgelemi yine toplumun en büyük kutuplaşmalarından olan kadın-erkek üzerinden yapıyor. Paul entelektüel fikirleri, felsefe ve dünyaya bakış açısı ile eleştirel olan bir “fikir” adamı iken Elsa’nın güzellik, moda ve cinsellik konularındaki “basit”liğini film boyunca çarpıştırıyor. Sosyalizm ve kapitalizm kavramlarını ikili diyaloglar ile oluşturan film bir noktada karşıtının kendini doğurması yani kabaca kapitalizmin olmasını, konuşulmasını sağlayan şeyin sosyalizmin olması mıdır? gibi soruları ile Godard’ın politik dilinde yine hiçbir sözü esirgemeden söylediği tiradlara şahit oluyoruz. Paul Elsa’ya bir dizi toplumun tüketim nesnesi haline gelmesi hakkında sorular yöneltirken bunlardan bir haber kadın imgesi yine Godard’ın başka bir zone’u. Arzu nesnesi olarak kadına, kadının kendini getirdiği noktaya ağır eleştiriler yapan film kapitalist düzenden bağımsız bir feminist eleştiri dizgisi içeriyor.

Hollywood kalıplarını yıkan, seyirciyi aktifleştiren, sadece göstermesi gerekeni değil güncelliği, soğukluğu ve sıradanlığı ile gerçekleri yansıtan film; kameranın dolaplar arkasında kaldığı, temiz olmayan dış seslere boğulmuş yoğunluğu ve bazen duyamadığınız kadar sessizleşen replikleri ile gerçek izlencenin yeni sinema dünyasında nasıl olması gerektiği hakkında devrim niteliğinde. Sokaklarda gezen, konsept dışı birçok yere referans veren (Pierrot Le Fou filmi, Goya gibi) hayat kadar gerçek akıp giden film teknik detayları ile feminen ve maskülen dünyayı sorgulatıyor.

“Bize bir televizyon verin, bir de araba; özgürlüğümüzü elimizden alabilirsiniz”

Tüketim dünyasına getirdiği ağır eleştirileri ile, insanı çizilmiş karakterlerin sınırlarından çıkarıp yazılmış-oynanan senaryonun gerçek dışılığından arındıran Masculin Feminin, izlerken kendinizi göreceğiniz küçük ortak noktaların ötesinde izlediğinizde sizi farklı düşüncelere sevk edecek bir eleştiri başyapıtı. Godard’ın film hakkında verdiği bir röportajda filmi için “bir romandan ziyade sosyolojiye daha yakın” dediği gibi, film izlenirken her yönü ile patolojik irdelemeler ve toplumsal ikilemleri yansıtıyor. İzlerken dikkatli olunması, kadın ve erkeğin cinsiyetli dünyasına biçilen her hareketi algılamanızı güçlendirecektir. İyi seyirler. FEMİNİN—-FİN..

 

 

1 Comment

  1. Uzun uzun yazmayıp, film üzerine bu kadar şey söylemiş olman takdir edilesi. Yazılarını büyük zevkle okuduğumu söylemeyi bir borç biliyorum, ellerine kollarına sağlık?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir