LES AMANTS DU PONT-NEUF

aşk, köprü, ayrılık, zıtlık, bencillik

 

Nasıl izlenir: DVD

Ne zaman izlenir: Gece karanlığında koltuk rahatlığında.

Nasıl izlenir: Arkadaşla, sevgiliyle ya da yalnız; sadece hissetmek için.

 

“Bırakalım Paris çürüsün.”

Fransız sinemasının kapı dışarı ettiği, protest bir deli, ödül törenlerindeki sansasyonel açıklamaların sahibi… Ne dersek diyelim Leon Carax bir dahi! Yönetmenin; orijinal adı Les Amants du Pont-Neuf olan, Türkçeye “Köprü Üstü Aşıkları” olarak çevrilen filmi, her şeyden evvel bir aşk filmi. Aşk duygusunu alışık olmadığımız şekilde ele alan yönetmen, tüm maskelerinden arındırarak saf aşkın keskinliğini gösteriyor.

Ünlü oyuncu Juliette Binoche’nin adı ile de anılan bu film, Carax sinemasında sıkça göreceğimiz yine en az Binoche kadar ünlü Denis Lavant’ın oyunculuğu ile bambaşka bir boyut almış durumda. Paris’in en eski köprüsünde çok uzun sürede çekilmiş olan film, Fransız devriminin 200. Yıl kutlamalarında çekim yapabilmek ve Pont-Neuf köprüsünü kullanmak için özel izinler ile çekilmiş.

Alışılagelmiş aşk kavramını fedakarlık, sadakat, kendinden vazgeçme gibi standartlaşmış gereklerinden çıkartarak bencilliğini, zıtlıklarını ve daha içsel yönünü gösteren film; sokaklarda yaşayan topal Alex ile daha üst sınıf bir aileden gelen, biraz kabuğunu kırmış bir ressam olan fakat kör kalmak üzere olan Michele’in aşkını anlatıyor. Film genel olarak köprüde geçiyor. Bu iki karakterin birbirlerine olan aşkının yaşadığı fırtınalar da yine gerçekliğin keskinliğinde oluyor. Kesinlikle bir peri masalı anlatmayan Carax ile; yüzü hep nehre dönük, gözleri hep Michele’de olan Alex ile körleşen gözlerine rağmen Alex’in elinden tutup köprüden ayrılmak isteyen Michele’in aşkına konuk oluyoruz. Gitgide körleşen Michele’in aslında bir iyileşme umudunun olması üzerine aşkın acı yüzü ile tanıştığımız filmin son kısmı aşk duygusunun ne kadar bencilce olduğunu gösteriyor biraz da. Eğer giderse onu kaybedeceğini düşünen Alex’in bunu gizlemeye çalışması çok saf bir duyguyu bize hissettiriyor. Aşk, sevdiğinin ardından onun iyiliği için olanı seçmek değil, her koşulda kendini seçmek yani aslında bencil bir şekilde kendin için onun senin yanında kalmasını istemek olduğunu görüyoruz.

İçinde barındırdığı replikleri, iç gerilimleri ile aşkın türlü hallerini hem bireyden hem de ilişki üzerinden derinlemesine anlatan Köprü Üstü Aşıkları; Fransız sinemasının en deli filmlerinden daha deli, daha pis ve daha gerçek bir Paris filmi. Bu filmin en güzel sözleri ise içinde barındırdığı tüm zıtlıkları ile aşkın en güzel tanımı:

Birini seviyorsan, yarın ona şöyle de; “Gökyüzü bembeyaz”. Eğer o bensem şöyle cevap veririm; “Ama bulutlar kapkara”. Böylece birbirimizi sevdiğimizi anlarız.

Film bittiğinde Alex’in, Michele’in ya da Hans’ın yerine kendinizi koymanızı sağlayan melodramı ile Pont Neuf köprüsü sizin de üstünden geçtiğiniz bir yer olmaya başlıyor. Bu büyük aşktan geriye ise Alex’in Michele’i ile köprüde yaşadığı, Michele’in ise Alex’i alıp uzaklara kaçtığı mutlu sonlar kalıyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir