FEMİNİSTLER: ONLAR NE DÜŞÜNÜYORDU?

eşitlik, eşitlik, eşitlik

 

Nerede izlenir: Netflix

Ne zaman izlenir: Bir pazar akşamı oldukça keyifli olabilir.

 

1 saat 26 dakika olan Netflix belgeselidir. Bu belgesel fotoğrafçı Cynthia McAdams’ın 1970’lerin ortasında çektiği fotoğraflardan başlayarak kadın hareketinin geçmişini ve günümüzdeki durumunu keşfe çıkmaktadır. Jane Fonda, Lily Tomlin, Michelle Phillips ve diğer kadınlar öykülerini Johanna Demetrakas’ın belgeselinde paylaşmaktadır.

Aslına bakarsanız belgeselimiz röportajlardan hareketle ilerlemektedir. O dönemin mücadelesini, eğitmenlerin, sanatçıların mücadelelerini oldukça anlatsa da her kesimin mücadelesine ortak olmuyor diyebiliriz diye düşünüyorum. Peki 1970’lere yani belgeselimizin bir şeyler anlatmak istediği zamana dönersek eğer, o anlar Feminist miydik? Feminizm neydi ve ne oldu?

ONLAR NE DÜŞÜNÜYORDU VE FEMİNİZME KISA BİR BAKIŞ

Feminizm nedir, ne değildir?

En basit tanımıyla; cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkan ve kadınların haklarının korunmasını hedefleyen bir dünya görüşüdür. Kadınların ve erkeklerin doğal olarak eşit haklara sahip olması gerektiğini öngörür. Temeli kadın özgürlüğü olması koşuluyla feminizm, birçok alt dalı da bulunan ve güncel olarak da gelişen bir kavramdır. Zannedildiği gibi “erkek düşmanlığı”, “lezbiyenlik” ve “anarşist olmak” değildir. Elbette ki farklı alt sınıflarıyla beraber bunu destekleyen kolları mevcuttur fakat en genel tanımıyla bunu ifade etmemektedir. En önemlisi feminizm kadın üstünlüğü demek değildir. Feminizm toplumda oluşan cinsiyet eşitsizliğini anlamak, anlatmak ister.

 

Feminizm nasıl ortaya çıktı ve nasıl devam etti?

Tarihsel olarak bir kişiyle tanımlamak gerekirse eğer; 18. yy’da Mary Wollstonecraft’ın “Kadın Haklarının Savunusu” adlı eserinde ifade ettiği talepler üzerine inşa edilmiştir. Doğal haklar düşüncesinden gelen feminist kuramcılar, kadınların birer yurttaş olarak erkekler ile aynı derecede temel haklara ve özgürlüklere sahip birer “insan” olduklarını ileri sürmekteydiler. Kadınların ev işlerinin dışında hareket etme özgürlüğünün olması gerektiğini savunmuşlar ve ev hayatının eleştirisini yapmışlardır. Eşitlikçi temeller ön plandadır. Kadınlar da “erkekler gibi yaşayabilir” düşüncesi ile hareket edilmiştir. Bu düşünce 1. Dalga Feminizmin Oluşumu olarak tanımlanır. Oy kullanma hakkı, eğitimde fırsat eşitliği, mülkiyet hakkı… Bu dönemde kadınlar hem sosyal ve siyasal haklar için hem de ırkçılığa karşı mücadeleye girişmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sona erdiği süreçte ABD, Rusya, İngiltere, Almanya ve 21 ülke kadınlara oy hakkını koşulsuz olarak tanımıştı. 1.Dalga Feminizm ve bu dünya görüşü kadını ve kadının varlığını elbette ki kanuni ve toplumsal olarak daha refah bir yere getirmiştir fakat yeterli olmamıştır.

 

1960’lı yıllarda Batı’da gelişen doğurganlık farkı kadınların 2. Dalga Feminizm sürecini oluşturmasının habercisiydi. Cinselliğin daha özgür şekilde ifade edilmesi ve doğum kontrol uygulamalarının yaygınlaşması aynı zamanda uygulanması süreci daha da halka yaygın hale getirdi. Kadınlar bunları istiyordu. Kadınlar birlikte oldular. Kadınlar ataerkil toplumun normlarını sundular ve bunları istemediklerini sokaklarda söylemeye başladılar. Bu düşünce, özellikle Simone de Beauvoir’ın “kadın olunmaz, kadın doğulur” sözü ve “İkinci Cins” adlı eserinde de “Kadınların kurtuluşu karınlarından başlayacak” şeklindeki sözleriyle sloganlaşmıştı. Dönemin en önemli sloganı ise “Kız kardeşlik güçlüdür!” olmuştur. Belgeselimizde de oldukça var olan sokağa çıkma isteği, röportajlardan anlaşılmaktadır. 70’lerde çekilen fotoğrafların günümüz hikayeleri 2.Dalga Feminizmine isabet eder. Röportajlardan birinde o zamanda kadınlara ev işi eğitimi verildiğinden bahsedilir. Ev işinin sadece kadınlara mal edilen bir görev olduğundan söz edilir. Bunun ne ilginç geldiği söylenir. Oysaki şu anda dahi bu görevin kadınlara mal edilmesinin gayet normal olduğu düşünülmektedir. Belgeselimizin ilerleyen süreçlerinde eş cinselliğini açıklayamadıklarını ifade ederler kadınlar. Ardından Stonewall yürüyüşü en çıplak haliyle gösterilmiştir. Belki de en çıplak haliyle değildir. Baskılar, engellemeler yoktur, görmek istediğimiz gibidir.

 

Feminizm, 3. Dalga Feminizm olmak üzere devam eden bir dünya görüşü olmaya devam etmektedir. İlgilenenler (ki bence ilgilenilmeli) için kısa bir bakış açısı oluşturduysak söylemek gerekir ki belgeselden daha ayrıntılı, daha derinlikli bir şeyler beklerdim. Üzülerek söylüyorum ki beklentilerimin çok altında kaldı. Yine de 2. Dalga Feminizmi görerek geçiren kadınların hayat hikayelerini izlemek isteyenler için iyi seyirler dilerim!

 

‘’Sadece erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor.’’

-Simone de Beauvoir

“Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor, sonra da ufkunun darlığına şaşırıyoruz; kanatlarını kesiyoruz, sonra da uçamıyor diye yakınıyoruz.”

-Simone de Beauvoir

“Kadın, toplumsal açıdan üretime daha çok katılıp ev işleriyle daha az uğraştığı zaman özgürlüğe kavuşacaktır.”

-Simone de Beauvoir

2019 Yılının ilk yazısı sizlere bol eşitlik getirsin 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir