DIE WELLE

dalga, otokrasi, faşizm, otorite, grup

 

Nerede izlenir: DVD

Neden izlenir: Faşizmin oldukça kolay uyandırılabilen bir ideoloji olduğunu görmek için.

 

“Hitler ile birlikte diktatörlük de bitmiştir. Almanya’da bir kez daha faşizm hüküm süremez, artık bilinçliyiz.” söyleminin yanlışlığını gözler önüne seren bir film Die Welle. Yakın zaman önce, bir dersim için sorumlu tutulduğumdan mütevellit, listemde başka başka bir sürü film varken önceliği bu filme vermiştim. Bir saat kırk sekiz dakika gibi bir süre geçiminden sonra, iyi ki vermişim de dedim. Dolayısıyla yazımın sonuna ekleyeceğim cümleyi buraya taşıyarak, filmi izlemenizi tavsiye ettiğimi belirtmek isterim.

Yönetmen Dennis Gansel; bir yerlerde hala canlılığını koruyan faşizmin ne kadar çabuk uyandırılabileceğini, öğretmen Rainer Wegner’in (Jürgen Vogel) deneysel dersi üzerinden anlatmayı tercih etmiş.

Bay Wegner, verdiği otokrasi dersinde kendisini bir diktatörmüşçesine öğrencilerine göstererek, onların da dahil olduğu bir grup kurma kararı alır. Çok kısa bir zaman geçiminin ardından grubun bir ismi (The Wave-Dalga), selamı, üniforması olur ve işler çığırından çıkmaya başlar. Öğrencilerin içlerinde zaten var olan vahşi duygularını nasıl bir anda gün yüzüne çıkardıklarını tahmin edemezsiniz…

Faşist ideoloji -kısaca- bir otorite üzerinden şekillenen, milliyetçiliğin baskın olduğu siyasi ideoloji manasını taşır. Faşizmde merkezde yer alan lider ve onun etrafında birbirlerine kenetlenmiş birlikleri görmek mümkündür. Keza filmde de lider konumunda olan öğretmenin etrafında birleşen öğrenci grubunu görüyoruz. Bahsedilen birlik, lideri yüceltir ve onu korumak ister. Tam olarak Tim’in (Frederick Lau) yaptığı gibi…

Tim karakteri bence asıl incelenmesi gereken, faşizmin insan üzerindeki etkisini en net gördüğümüz karakterdi. Arkadaşları tarafından çok da umursanmayan ve bir yere ait hissetme yoksunluğunu bu grupla tamamlayan Tim, grubu için kendinden beklenmeyecek işlere kalkışır ve öğretmenini “özellikle” korumak ister. Tim’in grup kurulmadan önceki aidiyet eksikliğini, arkadaşlarına verdiği uyuşturucunun parasını almak istememesinde çok net görüyoruz. Onların arasında olmak istiyor, tanınmak istiyor, ait olmak istiyor. İşte tam da bu noktada Dalga grubu Tim’e ilaç gibi geliyor ve Tim grup için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Filmin faşizmin milliyetçi, kendinden olmayanı dışlama yönünü ise; grup üyelerinin okul maçına Dalga grubu tişörtünü giymeyen öğrencileri almayışlarıyla fark etmek mümkün. Fakat faşizmin bu yönüne karşı çıkan birileri de var: direnen, bu düzenin daha ne kadar ileri gideceğinden şikayet eden öğrenciler…

Gayet gerçekçi işlenmiş olan bu deneysel dersle, kişilerin içlerinde hala uyandırılmayı bekleyen ve küçücük bir uyarı karşısında dışarı çıkmaya can atan faşizm gözler önüne serilmiş. Bu noktada, kişinin doğa durumunda (hiçbir otoritenin olmadığı, anarşi durumu) salt kötü olduğu iddiasında bulunan Hobbes’a katılmamak çok da mümkün olmuyor, maalesef. “İyi” seyirler dilerim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir