CONSPIRATORS OF PLEASURE

Marquis de Sade, Cinsel Fetişizm, Kuklalar, Özgür İrade

nerede izlenir: DVD

nasıl izlenir: Yalnız başınıza, felsefik ve absürt bir görsellik üzerine bir okuma gerçekleştirmek istediğinizde…

Hayatın içinden, yaşamdan kullanılan sıradan eşyaları, hatta neredeyse cansız birçok eşyayı kullanarak, kukla ustalığının verdiği teknikle, hayal gücünün sınırlarını aşarak ortaya sıra dışı stop motion animasyonlar çıkaran Praglı usta yönetmen ve işçiliği üzerinden tanımlarsak kukla ustası Jan Švankmajer; en temelde insanoğlunun canlı ve cansız arasındaki ayrımını, kendi üslubuyla ortadan kaldıran ve bir bütünlük getirmeyi amaç edinmiş bir isim. Doğduğu şehir olan Prag’ın üzerine sinmiş, her sokağında hissedilen Kafkaesk havası ile sinemasındaki karanlık atmosfere ve işleyişine ilham olmuş Poe edebiyatını ve Bunuel’in sinemasındaki sürrealist dokunuşları harmanlayarak kendi sınırlarını belirlediği sinemasında, bağlamsallık kavramı çerçevesinde, insan ve yaşadığı ortamı, insan-çevre faktörlerini birbirinden farksız, aynı formda ortaya koyuyor.

Günümüzde dahi en eski animasyon tekniklerini kullanan usta; günümüzde sinema yoluyla hayatımıza giren görsel efektlerin gerçekçilik olgusunu hissettirmeyişinden dem vurmakta, eski zamanlarda kullanılan teknikler ve materyalleri kullanmakta ve insanın gerçekçi el işçiliğiyle ortaya çıktığını savunarak, bize gerçeklik duygusunu daha içten bir hissedişle sunmaktadır. İlk olarak 1964 yılında kısa metraj işlerle başlayan kariyerinde neredeyse hiç diyalog kullanmadığı, anlatımı daha çok imgelerle ortaya koyan işler yapmaya başlar. İlk uzun metraj çalışması Alice’te her yaştan çocukların hayal dünyasını gerçekçi bir şekilde sunan Švankmajer, sonraki uzun metraj çalışması olan “Faust”ta (1994) ilerleyen zamanı ve bu zamanda ilerleyen insanın eleştirini sunabilmek amacıyla kendine özgü mizahını, karanlık ve satirik bir anlatımla sunuyor. Topluma mal olmuş en önemli eserlerden biri olan bu eseri, modern ve post-komünist bir toplumun koridorlarında ilerletirken, eserin özgün yapısına uygun bir şekilde sistemli bir çevirisini yapıyor.

İlk iki uzun metraj filminde edebi eserlerin uyarlamasını yaparken, metnin özgün yapısına sadık kalarak daha derinlemesine eleştirel bir söylemle aktaran Jan Švankmajer, üçüncü filmi olan “Conspiratos of Plesure” (1996) yine kendi karanlık ve satirik anlatımını koruyan bir yapıda ilerliyor. Bu sefer belirli bir metne sadık kalmayan ve kendi kurgusal çizgisinde ilerlettiği yapımda, temelde Marquis de Sade ortaya koyduğu cinsel fetişizm olgusunu işliyor. Prag’ta yaşayan altı farklı karakter çerçevesinde ilerleyen film, bu karakterlerin kendine özgü fetişist duygularını, kapalı kapılar ardındaki kendi dünyaları içerisinden aktarıyor. Toplumdan gizli ve uzak bir şekilde, kendi fantezi dünyaları içerisinde yaşadıklarını, absürt bir anlatı ve yer yer sürreal bir gerçekle sunan yönetmen, toplumun baskısal formlarından kaçışları ve özgür iradeye tutunmayı kara komedi bir seyirlikle sunuyor.

Bu insan topluluğunun meslekleri, aile ve toplum içindeki iletişimleri ve toplumun sahip olduğu yapının bilinirliği ile birlikte sunan yönetmen, cinselliğin belirli normlar içinde yaşanıldığı toplumlarda, bu toplum içinde farklı olanın kötü olarak lanse edildiği ve sürekli olarak eleştirilmesi ve hatta ayıplanması, sinemada cinsel kimlik ve istekler üzerine sürekli işlenmiştir. Peki, kimdir bu insanlar: televizyonu ve elektronik aletleri birleştirerek kendine robot bir mastürbasyon aleti yapan cinsel içerikli dergiler satıcısı, ondan dergi alıp horoz kafası yapan bir adam, komşusu ile karşılıklı platonik olarak sado-mazoşist fantezileri olan bir kadın, bir başka karakterin fetişist olgusu olan bir kadın, onun kocası dokunma fantezisi olan bir dedektif ve belirli bir mantığa sığmayan sembolik fetişi olan bir postacı kadını izlediğimiz filmde; toplumun baskı rejiminden sıyrılmış, kendilerine sunulan sınırsız özgürlük kavramı çerçevesinde ve kapitalist toplumun onlara sunmuş olduğu fetişist objelerle insanoğlunun doğasına ait olan tatmin olma olgusunu görmekteyiz. Yönetmen Švankmajer, en temelinde insanın ona sunulan özgür iradesi çerçevesinde kendi yaşama çizgisini çizmek isteğini, bunun olabilitesini ve sonuçlarını irdelerken absürt gözüken birçok detayla günlük yaşama ait olan ironileri de işlemektedir.

Zihnin karmaşık ve sürreal çıkarımlarını çıkarmakta oldukça başarılı olan yönetmen Jan Švankmajer, toplumdan gizli ve uzak bir şekilde kendi fantezi dünyaları içerisinde yaşayan bu insan topluluğunu, absürt bir anlatı ve yer yer sürreal bir gerçekle sunarak toplumun baskısal formlarından kaçışları ve özgür iradeye tutunmanın nasıl bir his olduğunu kara komedi bir seyirlikle sunuyor.

Not: Absürt bir kukla ustası, sürrealist bir gerçekçi ve kara grotesk bir sanatçı Jan Švankmajer. Onun medeniyetimiz ve günümüzde insanın hayal dünyası için söylediği bir sözle bitirirsek;

“Medeniyetimizde hayal gücünün en temel kökeni olan rüyalar sürekli olarak engellenmiş ve yerine sözde bilimsel akımımızı öncüleyen absürditeye bırakmıştır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir