Blood and Bone

kas, atletik, kavga, ben siyahiyim ve istediğimi yaparım

nerede izlenir: Netflix, DVD

nasıl izlenir: Aşırı spor motivasyonuna ihtiyaç duyulup gaza gelinmek istendiğinde izlenir.

“Hey! Ben kaslıyım ve atletiğim… doğal olarak çok iyi dövüşürüm.”

    Belli bir kesimin “Film açsana izleyelim… dövüş olsun ama!” fantezisini kabul ettiren yapımların sayısı gün geçtikçe artıyor. “The Raid” filmi, bu konsept dahilinde olan yapımların kralı olmayı geçmiş, aksiyon kültürüne yeni bir bakış açısı getirmiştir. Peki, Blood and Bone’un diğerlerinden farkı ne? Açıkçası göze çarpan devrimler yarattığını söylemek ultra subjeltif bir eleştri olur. Klasik hikayeden şaşmamış, nesneler ve olaylar üzerinde değişiklik yaratarak farklı bir iş ortaya çıkarmış. WWE güreşçilerinin yüzde doksanı böyle böyle Hollywood’da kendilerine yer edinmeye çalışıyor. Micheal Jai White, diğer aktörlerin dışında Scott Adkins gibi “Ben, gerçekten dövüşüyorum.” demiştir.

   Anlayacağınız üzere övebileceğimiz fazla kıstas yok fakat bahsetmek istediğim ufak bir nüans var. Aksiyon filmlerini yücelten şey temelde yönetmenliktir. Blood and Bone, tamamı ile görsel şölen olmasa dahi dövüş sahnelerinde bizlere aykırı bir bakış açısı sergilemiştir. Tek başına dağı deviren kaslı adamı izlemek artık ne kadar sıkıcı olsa da bize sunulan sekanslar yardımı sayesinde mide bulantımız engellenmiştir. Bu filmin bana yaşattıklarını size bir benzetme sunup yazıyı bitireceğim. Otobüse biniyorsunuz ve ters yöne oturmak midenizi bulandırıyor, otobüs ile aynı yönde giden koltuklar çoktan dolmuş. Oturmak, yolculuğu keyifli hale getirmek istiyorsunuz. Tam tüm eziyetleri kabullenecek iken bir anda kalkan yaşlı teyzeyi görüyorsunuz. Huzur doluyor içiniz… İşte Blood and Bone!

   Yönetmenliği övdük ama yönetmenden bahsedemedik. Ben Ramsey! Göze çarpan işlerde boy göstermemiş ama umarım daha iyi yapımların başında olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir