cem-yilmaz-nereli

Bana Göre Cem Yılmaz

Bundan birkaç hafta önce idi yanlış hatırlamıyorsam. Gecenin köründe site için ne içerik üretsem diye düşünürken sinemaya ait sevdiğim insanları kendimce anlatmak istedim. Bunun üstüne ortaya çıkardığım Can Evrenol yazısı artık “abi” diyebileceğim Can Abi’ye ulaştı ve rahatladım, tanıştım. Bilgisayarın başına geçip kendime göre birilerini anlatmanın arkasında saklanan amaç reklam yapmak yahut iletişime geçmek değil. Herkesin bir inanışı, siyasi görüşü ve sanatı vardır. Ben, sevdiğim sanata yani sinemaya dair ne varsa konuşmak, anlatmak istiyorum. Başta Can abi geliyordu… şimdi sıra Cem Yılmaz’da. Onun ne kadar komik olduğuna ya da zekiliğine değinmeme gerek yok. Büyük bir hayran kitlesi ve onun yanında sevmeyenleri, sürekli laf atmak isteyenleri de var. Karikatür çizdiği zamandan beri takip edip paçasına asılandan tutun da “Filmlerinin hiçbirini beğenmedim.” diye doğru/yanlış konuşanlar da var. Benim değinmek istediğim “Bana göre Cem Yılmaz”, Türk sinema sektörüne kreatif işler sunmaya çalışan sayılı sanatçılardan biri! “Her Şey Çok Güzel Olacak” ‘tan itibaren 19 filmde; oyuncu, yönetmen, yapımcı, senarist ya da seslendirmen olarak yer almış ve her seferinde farklı bir ruh ile çalışmış. Herkesin beklediği yenilikleri gün yüzüne çıkarması gereken insan, o değil! Sevenlerinin anlayamadığı şey bu… “Animasyon film çıkacaktı.”, “Çocuklar için bir şeyler yapacaktı.”, “Hep komedi hep komedi.” diye ağlanmanın faydası yok. Kötü Kedi Şerafettin vizyona girdi ama kaç kişi tarafından izlendi? Alın size animasyon… “Hokkabaz”, “Magnifica Presenza” temelini komediye dayandıran ve birinci elden yapımlar da değildi.

Herkes yemeğin hazır olmasını istiyor. Yaratıcılık dendiğinde bir adım geriye atan toplumun, sesi çıkmayan sakinleri adına diyorum ki yaratıcı olmaya çalışanları da yadırgamayın. “Sanatın eleştiriye ihtiyacı var ama canım!” dediğinizi duyar gibiyim… Kesinlikle fakat önceliğinde mantık aranmalı. Üstüne düşünülmemiş bir film, acele ortaya çıkmış bir stand-up olabilir mi? Batırmayı hedeflediğiniz iğneleriniz, düğünlerde havaya sıkılan mermiler gibi olmasın. Sizler de billiyorsunuz, kaza kurşununa kaç can verildi.

“Bana göre” kısmının büyük çoğunluğunun üstünde yüzdükten sonra aklıma geleni döküyorum. 2002 yılında yani 7-8 yaşlarında iken Cem Yılmaz’ı tam olarak bilmiyordum. (Kendimi de…) Sonrasında sevdiğim kuzenlerimden birisi bana kırmızı kaplı karikatür kitabını gösterdi. Kapağında, karikatürize edilmiş kel kafalı bıyıklı hali vardı. Biraz okuyup tebessüm etmenin ardından bir yerlerden denk gelip izlemeyi bekledim. Bir gün tanıştım… O, bana anlatıyordu. Ben, ona… Aramızda sadece ince, bombeli bir ekran vardı. Ne güzel günlerdi! Cem Yılmaz üretsin, bizler de gaza gelelim.

Yazan: @ozanburadadegil/Ozan Karacı

Share

Leave a comment