ANNE WITH AN E

Dram, hayal gücü, kasaba, 19. yüzyıl

Nerede izlenir: Netflix

Ne zaman izlenir: Koltuğunuza yerleşip biraz huzur dolmaya vaktiniz olduğunda.

 

Breaking Bad’in senaristlerinden aşina olduğumuz Moira Walley-Beckett’ın yarattığı Netflix Orijinal dizisi Anne with an E;  1908’de kaleme alınan “Anne with Green Gables” (Yeşilin Kızı Anne) adlı romandan uyarlanmış, 1979 ve 2001’de çizgi dizi olarak karşımıza çıkmış. Beeeelki hatırlayanlarınız vardır.

Dizimizin başkahramanı Anne Shirley, 19. yüzyılın İngilteresi’nde, maruz kaldığı zorlu hayat şartları ile gözümüze çarpıyor. Küçük yaşta ebeveynlerini kaybetmesi sonucu bütün yaşamını yetimhanede sürdüren Anne; burada zorbalığa, şiddete, ayrımcılığa uğruyor. İki yaşlı kardeş olan ve Green Gables’ta yaşayan Matthew ve Marilla Cuthbert’ın, çiftlik işlerine yardım etmesi için yetimhaneden bir oğlan talep etmeleri ile karışıklık üzerine Anne Shirley çıkıyor karşılarına. Bu, Anne’in yetimhaneden kurtuluşu oluyor.

Hiç bitmeyen konuşkanlığıyla, olağanüstü hayal gücüyle, kelime seçimleriyle, içinden taşan heyecanıyla ve etrafındaki her şeye sevgiyle yaklaşmasıyla Anne; bu yaşlı kardeşlerin hayatına adeta bir renk oluyor. Kabullenmeleri ilk başta zor oluyor tabii, bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorlar ancak bir şekilde Anne de aileden biri olmayı, kendini kabul ettirmeyi başarıyor (aralar spoiler).

Anne’in yetimhanede uğradığı zorbalık, ayrımcılık ve kadına yüklenen misyon Green Gables’ta da devam ediyor. Ancak Anne o kadar zeki ve optimist bir kız ki, insanlara hayal gücünün kuvvetiyle tokat vuruyor her seferinde. Dizi sizi hem duygu seline hem de minik tebessümlere sürüklüyor. Kasabanın geri kafalılığını uçsuz bucaksız dünyası ile silip süpürüyor. Tabii bu anlattığım kadar basit olmuyor.

Bana kalırsa dizide Anne kadar ilgi çekici bir karakter daha var: Matthew Cuthbert. Ba-yıl-dım! Tamamen Anne’i dengeleyici bir dinginliği ve sahipleniciliği var. Rolü de çok başarılı buldum, izlemesi çok keyifliydi. Kız kardeşi Marilla, otoriter ve baskın bir tipleme. İkisi de çok çok uymuş sanki.

Açıkçası dizi ilk bakışta size klasik bir Polyanna uyarlaması gibi gelebilir; mutlu mesut bir çiftlik hayatı, tavuklar yumurtluyor falan :’) Ancak Anne’in hayal gücünün ürettiği bakış açısının işleniş tarzı diziyi sevmenize sebep olacak. Bırakın 19. yüzyılı, 21. yüzyılda dahi yüzleşmek zorunda kaldığımız birtakım kalıplaşmış fikirlere ve ayrımcılıklara tepki gösterip “kendisi gibi olma” arzusuyla göğüs germesi etkileyici bir durum.

Bu açıdan bize çok şey öğretecek gibi duran Anne, aldığı 3. sezon onayı ile de buna devam edeceğinin sinyallerini veriyor. İzlemek isteyene keyifli seyirler olsun!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir