21 GRAMS

kader, sean penn, 21, hayat

Nerede izlenir: DVD
Ne zaman izlenir: Kafanızı bulandırıp bir de drama boğulmak istediğiniz bir zamanda…

Kaç hayat yaşıyoruz?
Kaç kez ölüyoruz?
Ölüm anında 21 gram kaybettiğimiz söyleniyor…
21 grama ne sığar?
Ne kadarı kaybolur?
21 gram ne zaman kaybolur?
Ne kadarı onunla gider?
Geriye ne kadarı kalır?
21 gram… Beş madeni paranın ağırlığı, bir kuşun, bir çikolata parçasının…
21 gram ne kadar çeker?
Ne kadar?

Senaryosunu Guillermo Arriaga’nın yazdığı, usta yönetmen Alejandro González Iñárritu tarafından yönetilen “21 Grams” filmini sizler için biraz yorumlamak istiyorum.

2003 yılında vizyona giren “21 Grams” filmi yoğun duygusal yapısıyla ve hikayenin yavaş yavaş kafamıza oturmasıyla dikkat çekiyor. Hikayenin yavaş yavaş kafaya oturmasının sebebi ise film geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman diliminde yani üç farklı zaman diliminde geçiyor. Hatta bununla da kalmayıp üç farklı kişinin hikayesini bu zaman dilimlerinde anlatıyor. Asıl merak ettiğiniz soru ise bu üç kişinin birbiriyle nasıl bir bağı olduğu ve yollarının nasıl kesiştiği.

Hikaye hakkında birazcık bilgi verecek olursam şunları söyleyebilirim: Uyuşturucu bağımlılığını yeni atlatmış ve kendine mutlu bir aile kurmuş bir kadının (Naomi Watts), zamanında başı beladan kurtulmayan ve her türlü pisliği yapmış fakat artık o işlere tövbe etmiş eski bir suçlunun (Benicio Del Toro), sigara bağımlısı ve karısıyla ilişkisi bitti bitecek durumdayken bir de üstüne kalp hastası olmuş ve yaşamla ölüm arasında kalp nakli bekleyen bir adamın (Sean Penn) hikayesini ve yollarının nasıl kesiştiğini anlatıyor.

Film üç zaman diliminde geçtiği için izlerken seyirciye adeta bir puzzle hissi yaşatıyor. Filmi izlerken, filmin ilk yarısı puzzle parçalarını oturtmakla ikinci yarısı ise parçalanmış hayatlara yolculuk etmekle geçiyor. Sean Penn, Benicio Del Toro ve Naomi Watts üçlüsünün muhteşem oyunculukları ve duyguyu seyirciye yoğun bir şekilde aktarmalarıyla, film kendi hayatımızın hayal kırıklıklarına doğru yola çıkmamıza neden oluyor.

2003 yılında Oscar’a da aday gösterilen film ve başrol oyuncuları o sene kazanamasa da eleştirmenler tarafından çok iyi geri dönüşler almıştır. Ayrıca filmin tamamı el kamerasıyla çekilmiştir. Bunun nedenine ise Alejandro González Iñárritu, “biz dünyayı el kamerasının gördüğü gibi görüyoruz” diyerek filmi klasik anlatı tarzından çıkarmıştır.
Alejandro González Iñárritu’nun kendine has kadercilik anlayışıyla ustaca kurgulanmış bu filmi izlemediyseniz bir an önce izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Filmi izledikten sonra 21 sayısına bakış açınız değişebilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir