12 ANGRY MEN

mahkeme, tartışma, drama

Nerede izlenir: DVD
Ne zaman izlenir: Rahatsız edilmeyeceğiniz ilk 93 dakikalık boşluğunuzda.

1957 yapımı bir film düşünün ki; insanın fikirlerini, düşünce yapısını bu denli etkileyebilecek bir film henüz üstüne konmamış olmuş. En azından bende yarattığı etki bu olmuştu.

Babasını öldürmekle suçlanan bir gencin suçlu olup olmadığına karar vermekle sorumlu olan 12 jüri üyesi. Film, başlangıçtaki mahkeme sahnesi hariç tek bir yerde geçiyor. Bir odaya doluşmuş 12 insan ve her birinin meslekleri, gündelik hayatta ilgilendikleri şeyler bambaşka. Fakat neredeyse hepsinin (tam olarak 11’inin) tek bir ortak noktası bulunmakta: Babasını öldürmek ile suçlanan bu gencin “suçlu” olduğuna karar verip gündelik işlerine dönebilmek.

Herkes odaya toplanır, masanın etrafında yerler alınır ve direkt oylamaya geçilir: 11 guilty, 1 not guilty. Evet, İngilizcesini kullanmak çok daha mantıklı olacak çünkü filmde çok fazla kez geçecek bu kelimeler. Tek bir kişi çocuğun suçsuz olabileceğini düşünüyor ve karşısında sinirli 11 insan. Tek derdi ise bir insanı ölüme göndermeden önce 1 saat de olsa bunun üzerine konuşabilmek. Bilmeyenler için hatırlatma; jürinin kararının onaylanabilmesi için çoğunluğa değil, herkesin aynı oyu kullanmasına bakılıyor. 11 kişinin 1 kişiyi ikna etmeye çalışması, tahminin üzerine zamanla bazı kişilerin fikirlerinin değişmesi, canlandırmalar, tartışmalar ve hatta bağrışmalar. Olay örgüsü o kadar sürükleyici ki, filmde mola verip biraz dinlenmeseler 93 dakikanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Hatta şunun spoilerını vereyim: Bir film düşünün, filmin sonuna kadar ana karakterin isminin ne olduğunu bilmiyorsunuz ve bu söylenmese belki de farkına dahi varamayacaksınız.

Filmdeki en güzel duygu ise 11 kişiden hangileri fikrini değiştirecek veya bu tek kişiyi nasıl ikna edecekler merakının sürekli canlı kalması. Bazı sahneler ise sinema tarihine geçecek cinsten. En azından sizin sinema tarihinize geçer. Hayatınız boyu unutamazsınız o an çektiğiniz resmi (spoiler vermemek için zor tuttum kendimi). Yönetmen Sidney Lumet’i tanımasak da yüzlerce kamera açısı vermesiyle, hiçbir efekt kullanmadan, sabit bir mekanda geçen bir filme neler katılabileceğini bizlere göstermiş.

Siyah-beyaz bir film, içinde onlarca renk katılarak önümüze sunulmuş gibi. İzleyin, pişman olmayacaksınız. İyi seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir